Showing posts with label Muzik. Show all posts
Showing posts with label Muzik. Show all posts

Sunday, October 28, 2007

Hipi Edebiyatci

Oncelikle is guc, hayat kavgasi, ekmek mucadelesi derken, yavrum gibi sevdigim, benim ic buhranlarimi, icimde kopan firtinalari yansitan biricik blogumdan uzun bir sure ayri kaldim. Bundan sonra canim blogumu boyle ihmal etmeyecegim. Ihmal edersem beni uyariniz, hatta beni rencide ediniz.

Is hayati iyi hos ama dusununce -kendi isini yapmiyorsan eger- birilerinin daha iyi bir yere gelmesinin senin uzerinde olumlu etki yaratmasi ihtimali icin calisiyorsun.

Bu derin tespitimin uzerine hipi bir edebiyatci olmaya karar verdim. Herkesin haberi olsun. Hipi olmak icin biraz cabalamam gerekecek cunku ne yazik ki yapi itibariyle huysuz, huzursuz, paranoyak vs. bir kisiyim ve hipilik icin onkosul olan birtakim ozelliklere sahip olmadigim bariz. Ama caba gosterecegim.

Edebiyatci olma kismina gelince o konuda calismalara basladim bile! Erken ronesans doneminin bircok basyapita ilham kaynagi omus onemli eserlerini okumaya basladim. Boccacco'nun Decameron'u olsun, efendime soyleyeyim, Geoffrey Chaucer'in Canterbury Hikayeleri olsun, Dante'nin İlahi Komedyasi olsun hepsini aldim. Bunlar biter bitmez ronesans eserlerine, ondan sonra aydinlanma cagina, sonra romantiklere, sonra da modern edebiyata gececegim. Metodik bir insan olarak, once altyapimi gelistirmem gerek diye dusundum. Kritiklere, yorumlara henuz girismeyecegim, haddimi bilecegim. Bu arada metodik olmak da hipilik icin uygun bir ozellik olmasa gerek, daha ziyade spontane olmak gerek sanki.

Yazinin basinda is hayati demisken, cuma gunu sirkette happy hourda viskileri arka arkaya cakarken patron soyle bir laf etti:

"Seckin, haftaya ofiste olmayacagim, yurtdisindayim.. donunce seninle bir konusalim" (ta obur pazartesiden bahsediyor)

Acaba ne diyecek adam.. belki de happy hourda fazla dagittim farkinda olmadan, o konuda uyaracak ya da maasima zam yapacak, belki de kovacak. Hayirlisi bakalim.

Is hayatiyla ilgili olarak, kendime Pink Floyd'dan Welcome to the Machine isimli parcayi armagan ediyorum. Boyle de asiyim, isyankarim.


Sunday, September 9, 2007

Luciano Pavarotti

Ekmek kavgasi, hayat mucadelesi derken blogumdan cok uzun suredir ayri kalmistim. Bu ayrilik esnasinda olan bir olaya ise asla kayitsiz kalamazdim.. Bu yazimin da, geri donecegime inanmayanlara ders olmasini dilerim.


12 Ekim 1935 - 6 Eylul 2007

Icra ettigi sanatla hic alakamiz olmamasina ragmen (ozellikle Turk halki) olumune cok uzulduk hatta sasirdik. Meger pankreas kanseriymis adamcagiz.

Ben gercekten cok severdim kendisini, hatta tanismamiz da su sekilde olmustu: Italya 90 Dunya Kupas'sinin resmi muzigi/sarkisi artik her neyse, Puccini'nin Turandot operasindan Pavarotti Amcanin icra ettigi "Nessun Dorma" (None Shall Sleep) aryasiydi. Ben de o zamanlar Dunya Kupasi yayinlari esnasinda bu parcayi duyup cok begenmistim. Nasil oldu bilmiyorum ama bir sekilde sarkinin adini ve Pavarotti diye birinin soyledigini ogrenmemle birlikte annemden bu sarkinin oldugu bir album istemem bir olmustu (aynen oyle, ikisi ayni anda oldu). O zamanlar tabi YouTube yok, oyle aklimiza eseni dinleyelim, izleyelim. Neyse efendim o gunden sonra cok sevdim Pavarotti amcayi, sonra zaten turneye de ciktilar Domingo ve Carreras ile ve iyice yer etti bilincimde.

Sonuc olarak ne diyelim, topragi bol olsun, mekani cennet olsun. Allah rahmet eylesin.

Kucuk Husamettin de yetim kalmis oldu.


Thursday, July 26, 2007

Yanlis Anlasilmis Sarki Sozleri

Bu sarkiyi hic gulerek dinleyecegimi dusunmezdim.



Eddie Abime ve butun Pearl Jam uyelerine burdan selamlar saygilar.. Cocuklar sizi sevdiklerinden yapmis Eddie Abi, kizma.

Friday, July 20, 2007

Gercek 80'ler

Gercek 80'lerde bu sefer, 80'lerin en unlu balladlarindan, Lionel Richie'nin Hello adli sarkisiyla karsinizdayim.

Sarkimizin sozleri gibi klibi de cok acikli. Lionel Abi bir sanat okulunda ogretmendir. Sanat okulu saniyorum cok amacli bir sanat okulu; cunku ogrenciler drama, heykel, bale gibi derslerin hepsini birden aliyorlar. Anlayabildigim kadariyla Lionel Abi de drama hocasi ve âmâ bir ogrencisine tutulmus. Kizin gozleri gormedigi icin surekli pesinde dolasiyor, takip ediyor. Bu arada sarki da soyluyor ama kiz duymadigi icin anliyoruz ki, sarki onun icinde kopan firtinalari simgeliyor. Kizimiz ise her dersinde cok basarili, arkadaslari tarafindan da cok sevilen birisi. Kisacasi okulun en populer kizi. Bu umutsuz askin donum noktasi Lionel Abinin kizi gece aramasi ve telefonda "Hellooooouuu... is it me you're looking for?" demesi.. Klibin sonu ise benim fikrime gore, tek kelime ile muhtesem. Gercek askin tarifi daha guzel yapilamazdi.

Tesekkurler Lionel Abi.. Simdi butun asiklari piste davet ediyorum



Siradaki sarkimiz her ne kadar 1979 (kasim) cikisli olsa da 80'lerde populer olmus bir sarki. Sonradan Suede'in de coverladigi bir calisma. The Pretenders - Brass in Pocket

Monday, July 9, 2007

Vanilla Sky OST

Dun, eskiden TGRT su anda Fox TV olarak hizmet veren kanalda Tom Cruise abimin oynadigi "Vanilla Sky" adli film vardi. Filmin diger oyunculari Kurt Russel abim, Penelope Cruz, Cameron Diaz ve "My Name is Earl" denen dizideki Earl Hickey abiydi.

Zevkler ve renkler tartisilmaz ama Tom Cruise ve Penelope Cruz demisken soylemeden gecemeyecegim: 3. Katie Holmes 2. Penelope Cruz 1. Nicole Kidman diye gider siralama. Yani gitgide kotuye gittin. Bunu iyice belle Tom Abi. Yahu sen scientology diye kafayi kirmadan once ne delikanli abimizdin be Tom Abi. Top Gun'da giydigin deri ceketi gittim aldim, dusun artik... Ama simdi iyice balatayi siyirdin.

Yazinin basligindan anlasilabilecegi gibi konudan oldukca sapmis durumdayim, hemen toparlayayim. Amacim filmden degil soundtrackten bahsetmek. Yillar once filmin soundtrackini cok sevdigim, cok muhterem birisinden odunc alip dinlemis ve -ayiptir soylemesi- hemen bilgisayara atmistim. Sonra bilgisayar coktu, format yedi, bu album de tarih oldu gitti (valla lan, federallerden korktugum icin demiyorum).

Soundtrackte Radiohead'den Bob Dylan'a, Sigur Ros'tan Jeff Buckley'e bir cok sanatcinin calismasi (Kral TV VJ'i) yer aliyor. Ben ise sizlerle Josh Rouse'dan Directions ve Peter Gabriel'den Solsbury Hill adli calismalari paylasacagim.

Aslinda Peter Abinin Solsbury Hill adli sarkisini apayri bir baslikta incelemek gerekebilir. Bu sarkinin Peter Abinin Genesis'ten ayrilmasini konu aldigi soylenir. Bakiniz ne guzel demis Peter Abi sarkida:

i was feeling part of the scenery
i walked right out of the machinery
my heart going boom boom boom
son, he said, grab your things i've come to take you home

Bu sozlerle bir kismimizin gonul telini titrettigi muhakkak.

Peter Gabriel - Solsbury Hill


Josh Rouse - Directions


NOT: Aranizda birisi var, ismi lazim degil, bir halti begenmiyor, sakin cikip "yok sevmedim, begenmedim" demesin.

Tuesday, May 29, 2007

Nostalji

Bu aralar "90'larda Turk Pop Muzigi" yuzunden surekli klip koyuyorum bloga ama bu klibe kayitsiz kalinamaz.

Bizim 90'lardaki klipler kadar komik bence, hatta sanki ozellikle komik olmasi icin yapilmis gibi bir hali var. Gercek degil de parodi gibi. Ordek tipli vokalist abimin halleri ve aniden sinirlenip isyan etmesi cok guzel.

Her sey bir yana, sarki cok saglam. Gercek 80'ler.

Friday, May 25, 2007

90'larda Turk Pop Muzigi

Yeni bir "90'larda Turk Pop Muzigi" bolumunden merhaba! Bu sefer Turk Pop'unun Mega Star'i Tarkan'in "Yine Sensiz" isimli ilk albumunden bir sarki var karsinizda: Kil Oldum!

Tarkan'in ilk klip çektigi sarki da buydu galiba. Album taa 1992'de cikmis, ustunden 15 yil gecmis. Albumdeki diger tanidik sarkilar da "Kimdi", "Vazgecemem" ve "Cok Ararsin Beni".

Klip gercekten cok fena.

Tuesday, May 22, 2007

90'larda Turk Pop Muzigi

"Tarihteki Delikanlilar" serisi gibi yeni bir seriye baslamaya karar verdim.

Bazen bloglarda denk geliyorum, nostaljik sarkilara yer veriliyor, eski guzel gunlere, gencligimize bir yolculuk yapiyoruz. Ben de herkes tarafindan Turk Pop'unun altin cagi olduguna inanilan 90'larda cikmis sarkilarin klipleriyle, ara sira karsiniza cikmaya karar verdim.

Bu calismamda bana destek veren YouTube'a burdan sukranlarimi sunarim. Lutfen sizler de akliniza gelen sarkilarla bu projeye destek verin 90'lar gencleri. Boylece sonraki nesillere aktaracak bir hazinemiz olsun.

Disclaimer for foreign visitors: To play the folowing video is completely at your own risk. In case you play and watch the video, you should be aware that the things you will be seeing are from a dark era (the 90's) for Turkish pop music.

I strongly recommend you not to watch this video. If you do watch the video, do not have prejudice against any Turkish person you might come across with in the future.

Bu serinin ilk sarkisi Tayfun Duygulu'dan Hadi Yine Iyisin.

Blokflutle calabiliyordum bu sarkiyi.

Mekan galiba Istanbul'da Fenerbahce'de yer alan Pyramid isimli yer. Simdi yikildi Pyramid.

Ride Wit Me

Cok luks sarki, bazi yerlerde ufak sansurler var.

Friday, May 18, 2007

Yagdir Mevlam Su

Yagmur yagiyor sonunda.. tekrar banyo yapabilecegiz. Ama kuvet doldurmak falan yok, azicik yagiyor.

Sunday, May 13, 2007

Eurovision


1956 yilindan beri yapilmakta olan Eurovision Sarki Yarismasi'nda bu sene "Shake it up Shekerim" ile 4. olduk. Kenan sahnesinin cok iyi oldugunu bir kez daha kanitladi. Yunanistan'in sarkisinda da "shake it up" lafi geciyordu, o cocuk da 4 dansciyla cikmisti sahneye ama anca 7. olabildiler. Yunanistan'a haksizlik yapildi ama bizim verdigimiz 7 puana karsilik onlar bize hic puan vermedikleri, bu dostluk elini, baris cagrisini geri cevirdikleri icin beter olsunlar.

Her Eurovision sirasinda buyuklerimden duyardim Eurovision'da nasil sonuncu oldugumuzu, 0 puan alip ne bicim rezil oldugumuzu. Ajda Pekkan dansoz kiyafetiyle cikmis, Cetin Alp diye bir adam "Opera" diye bir saki soylemis vs. Herhalde bir tek biz bu sacma sapan yarismayi bu kadar ciddiye almisiz, ve sonunculugumuzu Turk dusmanligina, Turk'un Turk'ten baska dostu olmamasina baglamisiz. Neyse ki sonradan "televoting" denen hikayeyi cikardilar da Turkiye'nin onu acildi. Her ulke sms yollayarak oy verince, Avrupa'nin her tarafina yayilmis olan Turkler sagolsun, bu yarismada sirtimiz kolay kolay yere gelmez.

Bunca hezimetten sonra Eurovision memlekette cok da ilgi gormuyordu ta ki 1997 senesine kadar. Efendim ben o sirada lise 1'e gitmekteydim, nedense o sene izledim yarismayi.. Sanki hafta iciydi ama o sene yarisma.. Bir de o zamanlar bu kadar reklam, tanitim da yok zaten unlulerimiz de katilmiyor yarismaya. Televoting sistemi de ilk defa o sene denenecekti, 5 ulke televoting ile puan verecek, geri kalanlar yine eskisi gibi juri karariyla puan verecekti. Sebnem Paker adli hanimin "Dinle" adli sarkisiyla 3. olmustuk. Sonradan 1. de olduk ama bence gercek basari o 3.luktu.

Cok sacma bir yarisma bu Eurovision. Puanlama isine bir cozum bulmak gerek. Sarkilarin guzel olup olmamasi kimsenin umrunda degil. Muzik politikaya alet olmus durumda! Her ulke komsusuna, dostuna yuksek yuksek puan veriyor. Yugoslavya'dan dagilan, Rusya'dan ayrilan ulkeler ve Turkiye her zaman iddiali bu yarismada. Televoting sayesinde Turkiye herhangi bir sarkiyla ilk 5'e girebilir (gecen seneki sarkinin ne kadar kotu oldugunu siz dusunun artik). Almanya, Hollanda, Belcika, Fransa, Ingiltere, Avusturya, Isvicre'den en az 10 puan garanti. Hele sarki biraz guzelse ilk 3'e kesin girer. Zaten artik Avrupa'nin agir toplari birakmis yarismayi. Bu seneki ilk 10'da Turkiye ve Yunanistan haric butun ulkeler eski Dogu Bloku ulkeleri.

Bir de millet esine dostuna yuksek puan verirken, Yunanistan ve Ermenistan gibi dusmanimin dusmani benim dostumdur turu bir mantikla dusunup puan verenler, veya bizim gibi jest olsun diye Yunanistan'a, Ermenistan'a karsilik beklemeden puan verenler de mevcut. Sanki ulkelerin arasindaki husumet Eurovision'da verilen puanla cozulecek.. Tam bize gore bir is.

Monday, March 19, 2007

Tarihteki Delikanlilar - 3 - Ali Desidero

"Tarihteki Delikanlilar"in yeni bolumune hosgeldiniz sevgili okurlar. Bugun bu kosede ilk defa bir hayal kahramanini inceleyecegim. Kendisi MFO'nun bir sarkisinin kahramani olan Ali Desidero.

Ali Desidero bir hayal kahramani ama bu onun ne derece delikanli bir kisi oldugu ve ondan hepimizin ogrenecek cok seyi oldugu gercegini degistirmiyor. Oncelikle Ali abimizin ismini inceleyelim: "Desidero" italyancada "dilemek" fiilinin birinci tekil kisi icin cekilmis haline tekabul ediyor. Isim bu haliyle pek bir anlam ifade etmiyor ama Desidero ile Ali'nin yerlerini degistirirsek "Ali'yi diliyorum" gibi bir anlam cikiyor. Bu durumda goz kirpan smiley koyacagim mecburen ;). Ayrica Ali abimizin kendisine italyanca bir soyadi alabilmis olmasi cok delikanli bir hareket.

Simdi bakalim Ali Desidero sarkida nasil tanitiliyor:
bizim Ali pişpirik oynar MFO dinler maç seyreder
dedik ya abayı yakmış kıza bundan haberi yok kızın ama


Bu kadarcik bir tanitim bile bize Ali'nin delikanliligiyla ilgili bir cok ipucu veriyor. MFO dinlemesi mi desem yoksa kahvede kagit oynayip mac seyretmesi mi? Ama sanirim en onemli detay Ali abinin delikanlica bir platonik ask (asklarin en temizi) yasamasi. Bu arada kahvede kagit oynayip mac seyretmesini kiro bulanlar elbette olacaktir ama ilerleyen satirlarda gorecegiz durumun boyle olmadigini.

Hikayeyi bilen bilir ama ben yine de ozetleyeyim: Ali abimiz guzel bir kiza gonlunu kaptirir. Kizimiz iyi bir aile kizi oldugu gibi, hem guzeldir hem de entelektueldir. Elbette ki feminist bir kizdir metafizige de inanir ama bir kusuru vardir kizin o da biraz entel takilmasidir (entel dantel). Kizimiz degisik bir psikoloji icindedir: bir felsefe; idiotloji.

Buraya kadar umarim Ali'nin durumunu biraz olsun aciklayabilmisimdir. Aciklayamadigimi dusunerek hemen bir cumlelik ozet geciyorum: kahvede mac seyredip, kagit oynayan delikanli bir genc olan Ali, kendisinden cok farkli, ayri bir dunyanin insani olan bir gizemli guzele asik olmustur. "Ayri dunyalarin insani" safsatasini yikip atacak, bu cozumu imkansiz gibi gorunen denklemi cozecek kisi Ali'den baskasi degildir. Bu da sanirim Ali'nin ne kadar delikanli bir insan oldugunun kanitidir.

Hikayenin nasil devam ettigine bakalim isterseniz:
bizim Ali kahveden aynen kız oradan gelip gecirken
gözüne kestirip kafasına takıyor
bu benim diyor dokunanı yakarım!


Tabi ki abi.. helal olsun, yakisir sana.

Delikanli adamda bulunmasi gereken bir ozellik olan centilmenlik Ali'nin de en onemli ozelliklerinden birisi:
Ali kahvede oturup duruyor kızın gecmesini bekliyor
hatun kişi görününce köşeden MFO başlıyor aynen kasetten
matmazel mfö yü duyar duymaz bir an kendinden geciyor

ha bayıldı bayılacak derken Ali kızın elinden tutuyor (aslan abim)
Ali kıza bir klark çekiyor kahvedikiler ınının diyor (heyt be, yakisikli abi Ali abi, bir klarkla isi bitirdi vallahi. Kahvedekiler de hayran Ali abiye)
ınının ınının ınının ınınının ınının ınınııınııın

Simdi bizlere bir ders niteliginde olmasi gereken, kiz tavlama teknikleri geliyor Ali abiden:
kız "pardon" diyor "başım döndü, MFO yakar gönlümü"
"rica ederim gelebilir her genc kızın başına yardım edeyim size istersiniz
evinize götüreyim icabında"
"ay nasıl olur ben sizi hiç tanımıyorum ama
hem konu komşu ne der sonra merci giderim tek başıma hahah"
"olur mu ne önemi var" diyor oğlan
"yürüyelim işte ne çıkar bundan
hem sizinle de tanışmışız oluruz
hem konuşuruz şurdan burdan"

Efendiler demek ki neymis? Once adam olacakmisiz, dusunceli olacakmisiz, yardimsever ve durust olacakmisiz. Baskalari "oyle dusunur, ne der" demeyecegiz, tabulari yikacagiz ve devrimci olacagiz. Oyle menfaatci olmayacagiz, cakal olmayacagiz degil mi? Biraz da israrci olacagiz, ne istedigimizi karsimizdakine gosterecegiz, kararli olacagiz, ama bunu kararinda yapacagiz. Ah be Ali abi, senin gibi olamadik biz, senin gibi delikanlilar azaldi artik.

Tabi ki boyle bir delikanli karsisinda kiz da etkileniyor ama ne de olsa ayri dunyalarin insanlari ikisi, o yuzden kiz Ali abimizi genel kulturu hakkinda soyle bir yokluyor:
"ne kibar cocuk" diyor kız içinden "hem samimi hem vefalı yani
bir imtihan cekeyim şuna diyor serseri mi yoksa bir dahi mi"
diyor "felsefeyi sever misiniz" ali diyor "biz hep dönerciyiz"
"luther" diyor kız ,"machiavelli"
"şampiyon biziz "diyor ali "attığımız gollerden belli".

Yuru be Ali abi.. Bu nasil durustluk, bu nasil naiflik, bu nasil samimiyet? Hic kivirmiyor Ali abi. Ne anliyorsa o. Baskasi gibi olmuyor, kendi oluyor hem de unlu dusunur Tarkan'in onerdiginden kac yil once! Adamin delikanliligina 10 puan!

Kiz hala onyargilarini yikamamis durumda. Biraz kalin kafali olmasi muhtemel. Ne de olsa bu gercek hayat, oyle benzemiyor felsefe kitaplarini yutmaya. Ama Ali abim yilmiyor:
kız anlıyor ki dünyalar ayrı Ali'ye kibarca bir "bye bye"
Ali diyor "hay hay"
gözü parlıyor aniden kızın,"şeytan tüyü var bu hınzırın"
Ali anlıyor ki doğru yolda "hazırım" diyor buluşmaya
kız diyor ki "bu işler narin bugün olmaz ali belki yarın"

Burada gercek bir delikanlinin aski icin neler yaptigini goruyoruz. Gavurlarin "don't take no for an answer" dediklerinin nasil uygulanmasi gerektigini bir ders niteliginde goruyoruz. Tertemiz hisleri icin delikanlica bir mucadele veren Ali abiyi tebrik ediyoruz, yanaklarindan opuyoruz. Muhtemelen su anda kendisi bu hanimefendiyle evli ve 3 cocuk babasidir; Yengeye selamlar yolluyoruz, cocuklarin gozlerinden opuyoruz.

Bir "Tarihteki Delikanlilar"in daha sonuna geldik. Tekrar bulusana dek esen kalin efendim.

Thursday, March 15, 2007

Ali Desidero

Hayat dersleri veren bir sarki, dinleyin dinletin.

Wednesday, February 14, 2007

Sevgililer Gunu

Sevgilisi olan olmayan herkesin sevgililer gununu kutlarim. St. Valentine'a da boyle bir gunu bizlere armagan ettigi icin tesekkurler.

Cok neseli bir ask sarkisi gelsin o zaman butun sevgililere.



Sevgilisi olmayanlara da Orhan Baba'dan gelsin..

Tuesday, February 13, 2007

Bir Kulunu Cok Sevdim!

Ibo'nun siyasete atilacagi haberlerinin ustune cok dusundum.. Uzaklara daldim ve uzun uzun dusundum.. Ibo'nun muhtesem kariyerini, piriltili yasamini dusundum.. Sonra, adamin butun bu rahat hayati birakip gercekten ulkesine hizmet edecek olmasini dusunmeye basladim ve bogazima bir dugum takildi.

Peki artik bizlere malolmus olan o eserlere ne olacakti? Daha kotusu, yoksa yenilerinden mahrum mu kalacaktik? Peki ya sanatsal kayginin, alegorik anlatimlarin ve saykedelik bir havanin hakim oldugu essiz klipler son mu bulacakti?? Butun bu dusunceler karsisinda bogulur gibi oldum ve isin icinden cikamadim. Ben de youtube'dan actim "Bir Kulunu Cok Sevdim"i ve doya doya izlemeye basladim.

Klipteki guzellikler ve muhtemelen literature giren teknikler saymakla bitmez ama sizlere bir hizmet olarak en bastaki ve en sondaki konusmalari yazmayi bir gorev bilirim:

Ibo pis pis Emel Yildirim'i takip etmektedir. Emel Yildirim Ibo'nun takip ettiginin farkindadir ve canina tak etmistir.

Emel Yildirim - Yine mi sen?
İbo - Evet.. çünkü (kadin sana neden mi sordu İbo? Ne cunkusu?)
Emel Yildirim - Cunkusu munkusu yok!! Cunku ben (bak bu da cunku dedi)
İbo - Eee sen?
Emel Yildirim - Eee si su.. Ben ve sen, yani ikimiz olmaz. Anladın mı O-L-M-A-Z.
İbo - Ama neden :(
Emel Yildirim - Surekli bir insanın beni takip etmesini istemiyorum.. Ikimize de gunah.. (Bahaneye bak... Birakma bunun pesini Ibo.. o da istiyor)
İbo - Sewmenin gunah oldugunu bilseydim yemin ederim seni sewmezdim. (Heyt be!)

Klip baslamistir, nedense el sikisirlar. Birbirlerine bu ask oyununda basarilar dilerler herhalde. Ibo kizi hala her yerde takip etmektedir, ve "vokalist ask melegi" arkadaslarinin dualariyla kizla kavusmanin hayalini kurar. Kiz Ibo'nun yogun takibi sonucunda herifi artik ruyasinda gormeye baslamistir. Bir ruyasinda Ibo kizin odasinin balkonunun demirlerinde ampul gibi siritmakta ve kiza bakmaktadir. Uykusundan uyanan kizimiz -ruya bu ya- nese icinde Ibo'ya kavusmak icin yataktan kalkar ve ellerini uzatarak Ibo'ya yaklasir. Sonra Ibo demirlerden asagi dusmesin mi?? Kan ter icinde uyanan kizimiz bu ruyadan sonra Ibo'yu sevdigini farkeder ve artik Ibo'nun kendisini takip etmesine ses cikarmaz. Kiz en sonunda penceresinin onunde seranat yapan Ibo'nun yanina gider ve trabzanlarda birer birer beliren "vokalist ask meleklerinin" sahitliginde ve yureklendirmesiyle Ibo'ya kavusur.

Vokalist Ask Melekleri - Hadi hadi
Emel Yildirim - Napayim? (vokalist ask meleklerinin ne oldugunu anlamadigim bir hareketi var burada) Ibrahiiim
Vokalist Ask Melekleri - Lutfeeen!
Vokalist Ask Melekleri - Oleeeey (sevgililer kavusmustur)

Sevgili Ibo, bizleri boyle saheserlerden mahrum birakmaya hakkin yok. O yuzden siyasete atilma kararini bir kez daha gozden gecirmeni umuyorum, saygilar sunuyorum.

Klibi bastan sona incelememe ragmen yine de izlemek isteyenler icin:



Not: Sonraki klip Ilhan Irem - Sazliklardan Havalanan imis..

Thursday, February 8, 2007

Karaoke!

Evet hizmette sinir yok! Ne zaman konusu acilsa herkesin gitmek icin yanip tutustugunu ve cok sevdigini gozlemledigim karaoke'yi, ben sizin ayaklariniza getiriyorum.

Sarkimiz David Bowie - The Man Who Sold the World yani "Dunyayi Satan Adam".. David Bowie versiyonu oldugu icin "feys" (face) yerine "fays" demeniz gerekiyor. Haydi iyi eglenceler.

Blogumla dalga gecenlere tokat gibi bir cevap!

Thursday, February 1, 2007

Sucks to be You

Disaridan geldim simdi.. Nedense bu sarki vardi aklimda; siz de dinleyin istedim. Ayiptir soylemesi alkol de var..

Bu arada sarkinin sozlerini biliyorum az bucuk, hicbir sekilde benimle alakasi yok.

u u u uuuuuuu!!