Showing posts with label tenis. Show all posts
Showing posts with label tenis. Show all posts

Monday, September 10, 2007

Amerika Acik 2007

Artik bildiginiz gibi bir isim gucum oldugu icin, her gun ekmek kavgasinda, hayat mucadelesinde oldugum icin bu turnuvayi hic izleyemedim. Zaten turnuva Amerika, New York, Flushing Meadows mevkiinde yapildigindan maclar abuk saatlerde oynaniyordu..

Maclari izlemedim ama Federer'in haberlerini aldim. Bizim Fedon rakiplerin ustunden tir gibi gecrken bir de ne olsun? Havali matkapci kollari olan Nadal, Ferrer'e elenmesin mi.. Bu arada hanimlarda da turnuva devam etmekteydi tabi ki.. Hanimlarin favorilerinden Sharapova erken bir turda elenince orayla ilgim zaten direkt kalmadi. Ama hanimlar tarafinda da Justine Henin'in set kaybetmeden finale ciktigindan haberdardim. Finale cikarken, ufacik haliyle, Serena ve Venus Williams kardesleri eleyip finalde de Kuznetsova ile karsilasti. Finalde de Kuznetsova'yi 6/1 ve 6/3 luk 2 setle ezip gecti. Ilk tur maci mi, final mi belli degil..

Erkeklere geri donecek olursak, Fedon'un finaldeki rakibi sakaci, taklitci, sempatik Sirp kardesimiz, 1987 dogumlu Novak Djokovic oldu. Maci Federer 7/6, 7/6, 6/4 alarak sampiyon oldu ama onun bunun taklidini yaparak herkesin sevgilisi olan hatta taklit ettigi Sharapova'nin da destegini alan Djokovic benim fikrime gore Federer'i oldukca zorladi. Mac 3 sette bitmesine ragmen ilk 2 setin tie breakle bittigini dusunursek, aslinda oldukca yakin bir mucadele oldu. Federer'in 119 sayisina karsi Djokovic 103 sayi aldi ki, 3-0 biten bir mac icin gayet az bir fark. Burda onemli olan nokta, bana gore tenisin guzelligini ortaya cikaran nokta ayni zamanda, gerekli sayilari alabilmek. Ornegin, tecrubesiz Djokovic ilk sette 5 set puanindan yararlanamayinca ilk set tie-break'e kaldi ve Fedon tabi ki affetmedi.

Bana gore Djokovic'in gelecegi parlak, onu acik.. Gelecek sene Grand Slam kazanirsa sasirmamak lazim.. Belki de Federer'e rakip Djokovic olur, Nadal 3.luge iner.

Federer icin soylenecek fazla bir sey yok: 2 sene ustuste 4 grand slamin hepsinde final ve bu oynadigi finallerin 3'unde sampiyonluk.. Masallah.. Sampras abimizin 14 grand slamlik rekorunu utanmasa 2008'de kiracak gibi gorunuyor.

Bu arada maci izlerken kameralar esrarengiz birisini gosterdi. Basinda bir esarp (Sophia Loren usulu), gozunde gunes gozlukleri vardi.. Bana ismi "Zey" ile baslayip "Han" ile biten birisi gibi geldi.

Sunday, July 8, 2007

Wimbledon 2007

Hanimlar finalinden bahsetmeyecegim bile cunku cok kotu bir final oldu. Venus Williams, Marion Bartoli'yi 2-0 yendi ve 4. kez Wimbledon sampiyonu oldu.

Erkekler finalinde ise ezeli rakip ebedi dost iki tenisci bir kez daha karsi karsiya geldi. Bundan yaklasik 4 hafta kadar once Roland Garros finalinde karsilasan Roger Federer ve Rafael Nadal bu sefer Wimbledon'in catisiz merkez kortunda karsi karsiya geldi.

Bu seneki Wimbledon yagmur nedeniyle oldukca aksadi. Ornegin normalde sadece kadinlar finalinin olmasi gereken cumartesi gunu 2 finalistimizin yari final maclari da oynandi. Nadal son 5 macini, 5 gun ust uste oynadi. Yari finalde karsilastigi rakibi Djokovic ise 4 ve 4.5 saatlik iki maci ustuste 2 gun oynadiktan sonra, Nadal ile oynadigi yari final macinin 3. setinde setlerde durum 1-1'ken, sakatlanip maci birakmak zorunda kaldi.

Finale geri donecek olursak, Federer bu finali kazanmasi halinde ardarda 5. Wimbledon sampiyonlugunu kazanarak efsane Bjorn Borg'un rekorunu egale edecekti. Maca Bjorn abim de gelmisti. Yaslanmis ve sari saclari beyazlamis olsa bile hala yakisikli ve aslan gibiydi Bjorn abi. Pete Sampras Borg'un rekorunu kirmaya oldukca yaklasmisti ve 1996 yilinda kazansaydi arka arkaya 8 Wimbledon sampiyonlugu gibi kirilmasi imkansiz bir rekor kıracakti. Neyse, Sampras 1996'da kaybetti ve zaten tenisi birakti.. Gun Federer'in gunu..

Maca Federer oldukca hizli girse de Nadal Federer'in hizini kesti ve ilk set tie break'e kaldi. Tie break'i Federer kazanip durumu 1-0 yapti. Sonraki seti Nadal 6/4 aldi ve durum 1-1 oldu. 3. set yine tie break'e gitti ve Federer bu tie break'i de alarak durumu 2-1'e getirdi. Bundan sonraki sette Federer maci kaybetmek icin elinden geleni yaparak seti 6/2 kaybetti ve durum 2-2 oldu. Bu arada 4. sette Nadal dizinden bir sakatlik gecirdi ve dizine bandaj yapildi. Bu sakatligin oyununa dogrudan bir etkisi oldugu gorunmese de isin ic yuzunu bilemeyiz tabi. Merkez kortta finale yarasir bir mucadele oluyordu ve sampiyonu son set belirleyecekti. Son setin baslamasyla kameralar surekli Bjorn Borg abime donmeye basladi ve Borg abim sanki git gide daha huzursuz oluyordu. Borg herhalde Federer'in rekorunu egale edecegini anlamisti cunku Federer kardesim bu son sette vites arttirdi ve Nadal'a gore cok daha ustun olan teknigini nihayet konusturmaya basladi. Sonucta topraktaki gibi dayaniklilik, guc ve ceviklik degil, teknik ve fundamentaldi onemli olan. Son sette servisleri de kusursuz olan Federer son seti 6/2 kazanarak ust uste 5. kez Wimbledon sampiyonu oldu ve tarihe gecti.

Evet sonunda dualarim kabul oldu, Allah yuzume guldu ve Federer kardesim, Nike robotu sopar Nadal'a dersini verdi. Nadal'in Wimbledon'i er ya da gec kazanacagi ortada ama bu kacinilmaz son en azindan biraz daha gecikti.

Her Wimbledon finalinde oldugu gibi Kent Duku Prens Edward (Kralicenin kuzeni olan Edward, oglu degil), top toplayici cocuklarla konusarak kortun ortasina kadar geldi ve finaistlere kupalarini verdi. Kupa seremonisinden once Federer beyaz suveter (nasil yazilir bu?), beyaz ceket ve beyaz pantolon giyerek her seneki adetini iyice ilerletmis oldu.

Boylece senenin en prestijli grand slam'i de bitti ve cim kort sezonu da sona erdi. Bundan sonraki grand slam Amerika Acik ve Eylul'de yapilacak. Bir sonraki Wimbledon'da gorusmek uzere efendim, o zamana dek saglicakla kalin.

Seckin Tokgoz, BBC, Londra

Saturday, June 9, 2007

Roland Garros 2007

Toprak Kort sezonunu geride biraktigimiz su gunlerde, Paris'te devam eden Roland Garros'un da sonuna gelmek uzereyiz.

Tek bayanlarda final, Jelena Jankovic'i 6/2'lik iki setle gecen Justine Henin (esinden ayrilmis Justine hanim o yuzden Hardenne yok artik) ve Maria Sharapova'yi 6/2 ve 6/1'le surklase eden Ana Ivanovic arasinda oynandi.

Mac sonucuna gecmeden once kisaca iki finalist hanimimizi tanitayim:

Justine Henin Belcikali (Fransizca konusan Walloon bolumunden), 1 Haziran 1982 dogumlu, su anda dunya siralamasinda 1 numara. Bundan onceki iki Roland Garros'da sampiyonluk yasayan Henin tam bir toprak kort ustasi (valla lan). Bu finalden once toplamda 9 final oynadigi grand slamlerde 5 sampiyonlugu var: 3 Roland Garros, 1 Avustralya Acik ve 1 Amerika Acik. Tek el ve cok guclu olan backhandi icin John McEnroe abimiz "bircok erkekten daha iyi demis" (yaaa). Bu sebepten (bir de Rolex saatiyle maclara cikmasi sebebiyle) cok delikanli bir tenisci. Hele bir de bu senenin basinda kocasindan bosanip, kus oldugu ailesiyle barismis ki, artik spor hayati da ozel hayati da rayina oturmus (Allah mesut etsin).

Ana Ivanovic ise Sirp, 6 Kasim 1987 Dogumlu (canim benim), final macindan once dunya siralamasinda 7. sirada bulunmakta. Kendisi henuz cok genc ve tecrubesiz (olsun yavas yavas iyilesir), 4 sene once profesyonel olmus. 3 tane tekler turnuvasi kazanmis, hic grand slam finali oynamamis. Bu kizimizin servisleri ve forehandleri cok guclu. Cok yetenekli ve hanimlar turunun en guzel kizlarindan birisi olmasi onu cok luks bir tenisci yapiyor.

Simdi gelelim final macina:

Finali Justine Henin 6/1 ve 6/2 lik setlerle, 1 saat 2 dk'da kazandi. Final macindan ziyade ilk tur maci gibi gecen bu macta, genc, guzel ve savunmasiz Ana Ivanovic (uzulme canim benim) tecrubesizligi ve macin agirligi nedeniyle bircok cift hata ve basit hata yapti ve en onemli kozu olan servislerini mac boyunca bir turlu oturtamadi. Boylece Justine Henin cok rahat bir sekilde arka arkaya 3. kez Roland Garros'u kazanarak Monica Seles'in rekoruna ortak oldu. Sampiyon 1 milyon avro, finalist ise 500 bin avro kazandi.

Yarin da tek erkeklerde final heyecani bizleri bekliyor. Finalde, yari finalde Davydenko'yu 7/5 7/6 7/6'yla eleyen Roger Federer ile Novak Djokovic'i 7/5 6/4 6/2 eleyen Rafael Nadal karsilasacak. Federer ile Nadal rakiplerine gore o kadar ustun ki, finale gelene kadar Federer yalnizca 1 set, Nadal ise hic set kaybetmedi. Rakipsiz iki teniscinin final maci cok cekismeli gececege benziyor. Delikanli Federer kardesimin, sopar Nadal'a dersini vermesini umarim, kendisine basarilar dilerim.

Seckin Tokgoz, blogger.com, Paris.

Thursday, February 22, 2007

Sporda Kadin Erkek Esitligi

Dunyanin en onemli ve en prestijli tenis turnuvasi ve grand slami olan Wimbledon da sonunda bayan ve erkek para odullerini esitlemis. Obur uc grand slamde yani Avustralya Acik, Amerika Acik ve Roland Garros'ta (Fransa Acik) bayan-erkek sampiyonluk odulleri esitti ama Amerika Acik ve Avustralya Acik'ta meger ilk turdan sampiyonluga kadar butun para odulleri esitmis. Wimbledon da onlar gibi butun turlardaki para odullerini esitlemis.

http://news.bbc.co.uk/sport2/hi/tennis/6385295.stm

Wimbledon ilk kez 1887'de organize edilmis, yani en eski grand slam oluyor boylece. Zaten turnuva olarak da son derece gelenekci ve muhafazakar bir turnuva. Ornegin tenisciler beyaz alt ve ust giyiyorlar, merkez korttaki maclarda Kraliyet Ailesi mensuplarina (genelde turnuvayı organize eden klubun baskani Kent Duku'ne) selam veriyorlar (artik sadece Kralice ve Prens Charles varsa selam veriliyor) vs.

Boyle bir organizasyonun bile bayan-erkek para odullerini esitlemesi, bayan sporuna gereken degerin verildigini dusundurtuyor olsa bile, bence bu degisikligin gercek sebebi teniste bayan ve erkek izlenme oranlari veya turnuva gelirlerinin birbirlerine yakin olmasi. Belki de yaniliyorumdur, izlenme oranlari turu bir bilgiye ulasamadim ama eger gercekten deger verilen sey harcanan efor ve cekisme olsaydi, diger sporlarda birakin ucretleri esitlemeyi en azindan biraz daha az fark olurdu.

Friday, January 26, 2007

2007 Avustralya Acik

2007 Avustralya Acik Turnuvasi finali belli oldu. Erkekler finali pazar gunu Roger Federer (Isvicre) ile Fernando Gonzalez (Sili) arasinda oynanacak. Ne yalan soyleyeyim kadinlar finalinin kimler arasinda oldugunu bilmiyorum bile , pek umursamiyorum.

Finale gelmeden once iki finalistin oynadigi yari final maclarinin sonuclari cok ilginc. Federer, Roddick'i (ABD) 6/4 6/0 6/2'lik 3 set ile gecti. Gonzalez ise Haas'i (Almanya) yine 3 sette 6/1 6/3 6/1'le eledi. Ilginc olan, bir Grand Slam turnuvasinin yari final maclarinin bu kadar farkli sonuclanmasi. Turnuvanin sonlarinda -hem de grand slam- herkes cekisme beklerken, Gonzalez ile Federer rakiplerini ezip gectiler. Bu ikilinin ilk tur maclari bile bu kadar rahat gecmemisti.

Bu arada Federer finale gelene kadar set kaybetmedi (inanilmaz bir basari) ve eger finalde de set kaybetmezse 73 yillik bir rekoru egale etmis olacak.

Rakiplerini bu kadar rahat eleyen hatta ezip gecen bu ikilinin oynayacagi final umarim cok cekismeli gecer, 5 set surer, 5 saatte biter, herkes tenise doyar.

Tuesday, January 23, 2007

Endustrilesen Tenis

2007 Avustralya Acik Tenis Turnuvasi'ni izlerken daha onceden farkettigimi farkettigim bir husustan bahsetmek istiyorum. Hazir aklima gelenleri paldir kuldur yazabilecegim boyle bir ortam da varken bahsedeyim gitsin ne olacak.

Endustrilesen futbol gibi (Ahmet Cihat belki yorum yapar), her spor endustrilesmekte. Spor dalina duyulan ilgiye gore bu surec daha kisa veya daha uzun surebiliyor. Tenis icin dusunursek eger (Simdi de Sadi Amca belki yorum yapar), goruyoruz ki teniste sporcularin belli markalarin raketlerini kullanmalari, baska markalarin kiyafetlerini, ayakkabilarini giymeleri bayagi uzun suredir var. Farkli olan, tenisteki bu durumun, futboldaki gibi direk bir reklam malzemesi olarak hatta bir yasam tarzi olarak kullanilmaya daha gec baslanmasi.

Kortlara baktigimizda erkeklerde capri ve kolsuz ust giyen yeni yetmeler, bayanlarda onemli markalari kullanarak kendileri icin tasarimlar yapanlar hatta erkeklerin kiyafetlerini cok sıkıcı buluyorum diyen dilberler goruyoruz.

Tabi tenis de yillar gectikce butun her sey gibi degisecek bir evrim gecirecek. Bu evrimden hem oyun tarzlari, hem oyuncular, hem kortlar, hem tenis modasi da etkilenecek ama benim dusundugum su an gelinen noktanin bu evrimin dogal bir sonucu olup olmadigi. Ben de farkindayim tenisciler 80'lerdeki gibi dar ve kisa beyaz sortlar giyemezler, zaten 90'larda Pete Sampras abimiz bol sort ve t-shirtle bir cigir acti, ustune Andre Agassi abimiz hic alisagelmedik bi sekilde giyinmeye basladi (kariyerinin sonlarinda Agassi de normale dondu) ama butun bunlar dogaldi, zaten sporcularin kendi kisiliklerini yansitmalariydi. Simdi bakiyoruz Ispanyol raket (sonunda bu tamlamayi kullanmak nasip oldu) Rafael Nadal altina yesilimtrak (!) bir capri, bunun ustune sari kolsuz bir ust giyiyor. Tenisciden cok Tatlises Lahmacun calisani gibi duruyor. Boylece genc, dinamik, guclu ve yenilmez bir imaj ciziyor tipki bu imaji kullanan sponsoru gibi. Serena Williams ise kendi tasarladigi, "rapci tenis oyuncusu kiyafetleri"ni giyiyor ve mucizevi bir sekilde o kiyafetlerle saga sola kosturabiliyor. Serena da boylece geldigi yeri unutmamis oluyor, zaten revacta olan bu tarzi kendi tabanina pazarlayarak sponsorunu sevindiriyor. Maria Sharapova'ya laf etmeye kiyamiyorum cunku o cok guzel.

Sonuc olarak dunya ikincisi, 20 yasindaki Rafael Nadal -su anda Federer'e kafa tutabilen tek adam- veya bayanlarda dunya birincisi 19 yasindaki Maria Sharapova bence farkinda olmadan bambaska bir misyona hizmet ediyorlar. Sponsorlariyla yaptiklari milyon dolarlik anlasmalar herhalde kariyerlerinin sonuna kadar kazanacaklari turnuva odullerini simdiden gecmistir. Paralarinda kazanclarinda gozum yok ama bari tenisi boyle ucuz ve gereksiz bir bicimde degistirmesinler. Onlari bilmem hangi markanin temsilcisi olarak degil de dunya 1. olarak, Wimbledon'u bilmem kac kez ust uste kazanan kisiler olarak bilelim. Cunku Martina Navratilova'yi, Steffi Graf'i, Ivan Lendl'i, Stefan Edberg'i, Bjorn Borg'u, Jimmy Connors'i, John McEnroe'yu ve daha nicelerini boyle bildik. Hatta gariban Sergi Bruguera'yi, Jim Courier'i bile unutmadik ki, korkmalarina hic gerek yok.


solda Ispanyol Rafael Nadal sebegi, sagda ise guzelligi kadar saf olmadigini dusundugum Maria Sharapova (masallah)..

Ozlediklerim:

saat yonunde; delikanli, efendi, kral....