Monday, April 23, 2007

Boris Yeltsin

1931-2007

Yakin dunya tarihi acisindan onemli bir kisilikti. Seveni pek yok gibi gorunuyor (yarattigi oligarklar disinda) ama en nihayetinde bu diyardan gocup gitmis bir insan evladi ve tarih nasil olsa kendisini yargilayacaktir (cok emin konustum burada breh).

Bir siyasetci icin aslinda oldukca renkli bir adamdi, alkollu olmasinin da etkisi vardi tabi hal ve hareketlerinde ama olsun.

Sunday, April 15, 2007

Helal Olsun

Helal olsun Sanli Sarialioglu'ya. Dedikleri yanlislikla yayinlanmis olsa bile helal olsun. Yorum boyle olmali.. samimi, icten ve dogal. Keske reklama girmek yerine adami biraz daha gaza getirselerdi.



Sanli Kaptan sanki reklam gibi girmis araya.

Friday, April 13, 2007

13 Nisan Cuma

Basliktan da anlasilabilecegi gibi bugun hem cuma hem de ayin 13'u.. Hani ecnebilerin nedense cok korktuklari bir kombinasyon. Adamlar bunu konu alan filmler, sarkilar vs. yapiyorlar, mumkunse evden cikmiyorlar boyuna dua ediyorlar (buralari uydurdum).

Ingilizce, Almanca ve Portekizce konusulan ulkelerde daha yayginmis bu batil inanc. Yunanca ve İspanyolca konusulan ulkelerde sali gunune denk gelen ayin 13'u ugursuz sayiliyormus.

Hristiyan inanci oldugunu anladigimiz cuma/sali gununun ayin 13'üne denk gelmesi korkusunun kaynagi ise hem cuma gununun (sali) hem de 13 sayisinin ayri ayri ugursuz olmasiymis. Daha sonra, 20. yuzyil baslarinda akillinin birisi bu ikisini birlestirip en bir ugursuz gunu meydana getirmis olmali cunku daha onceleri oyle bir inanis yokmus.

Bakalim Hristiyanlikta neden cuma ve 13 ugursuz sayilmakta;

Son aksam yemeginde meger Judas 13. misafirmis. Sonracigima Hz. Isa cuma gunu carmiha gerilmis.
Meger Havva Adem'e cuma gunu vermis elmayi.. Ustune Kabil de Habil'i bir cuma gunu oldurmesin mi?
13 Ekim 1307'de Fransa'da, IV. Philip bircok Tapinak Sovalyesi'ni ayni anda tutuklatmis. Sovalyeler o zamanlarda hacca giden hristiyanlarin koruyuculari olduklari icin (veya Hz. Isa'nin sirrini sakladiklari icin) bu olay ugursuz sayilmis efendim.

Son olay hem cuma gunu hem de ayin 13'ünde gerceklesmesine ragmen bu inanis bu olayin ustune cikmamis, en azindan boyle bir kanit yokmus.


Yunanlarda cuma gunu yerine sali gununun ugursuz olmasina sebep ise ayiptir soylemesi bizim Istanbul'u sali gunu (29 Mayis 1453) fethetmemizmis. 13 sayisi da yine Istanbul'un (donemin en zengin hristiyan sehri) 4. hacli seferi sirasinda haclilar tarafindan 13 Nisan (aa bugun lan) 1204'de yagmalanmasi nedeniyle ugursuz sayiliyormus.

Boylece yillardir filmlerden, sarkilardan turkulerden bildigimiz bir olayin sebebini ogrenmis olduk. Durum pek bizi etkilemiyor, hristiyan arkadaslarimiz icin gecerli daha ziyade sanirim bu inanc. Fakat aramizda yurtdisinda yasayan arkadaslarimiz var, ne olur ne olmaz onlar ayin 13'une denk gelen cuma gunlerinde "yallah cinler yallah, kis kis cinler kis kis" desinler. Aramizdaki hristiyan arkadaslarimiz ise hic endise etmesinler, bize takilsinlar..

Sozlerime ispanyolca bir deyis ile son vermek istiyorum:

En martes, ni te cases ni te embarques, ni de tu familia te apartes.

Yani diyor ki; sali gunler ne evlenin ne yolculuga cikin ne de ailenizden kendinizi ayirin.

Tuesday, April 10, 2007

Paranoya

Annem her sabah ise gitmeden once gelip beni uyandırıyor ve uykumun arasinda bana bir suru soru sorup gidiyor. Bazen sadece hayal meyal annemin gelip bir seyler sordugunu hatirliyorum ama ne sorulari ne de verdigim cevaplari hatirlayamiyorum, o yuzden:

me: anne sabah neler dedin
önemli bir şey dedin mi
htokgoz: hayır neden sordun
Sadece akşam neredeydin dedim.
Ne oldu ki
me: hatırlayamadım ne konuştuğumuzu o yüzden sordum
htokgoz: benden sakladığın birşey mi var

(annem Google Talk kullaniyor bu arada, hem de ileri seviyede)

Ah annecim nerden bilebilirsin ki geceleri oglunun gizlice evlendigi karisi ve cocugunun yanina gittigini (itiraf.com havasi vereyim biraz)

Thursday, April 5, 2007

Curling

Ne idugu belirsiz bir oyun bu curling, bir turlu spor diyemiyorum. Az once Eurosport'ta gecen yorumlar:
- Norvec curling takimi en sismandan en zayifa dogru siralanmis
- Norvec takiminda 20 seneden az suredir curling oynayan oyuncu yok (oley! insanda peygamber sabri olmasi lazim)

Wednesday, April 4, 2007

Kahraman Idmancilar

Hikayemiz taa 19. yuzyil sonlarindaki Hindistan'dan basliyor...

Ingiliz Spencer ve Sarah Robenson'dan olusan Robenson ailesi 1890'larda Hindistan'da yasamaktadirlar. Spencer ve Sarah cifti Ingiliz asilzadesi olmakla beraber Hindistan'da tam olarak ne yapiyorlar onu bilemiyoruz.

Hindistan'da o yillarda Islamin tirmanisindan etkilenen Sarah Hanim musluman olmaya karar verir. Sarah Hanim'in Musluman olmasindan sonra beyi Spencer Bey de Musluman olur. Hindistan'daki Ingiliz cevreleri boyle bir hareketi yadirgarlar ve tepki gosterirler. Bunun uzerine Robensonlar Istanbul'a yerlesmeye karar verirler. Istanbul'a geldiklerinde ciftimiz isimlerini Fatma ve Abdullah Robenson olarak degistirirler (biliyorum hikaye biraz inanilmaz gorunuyor ama gercek). Istanbul'da 3 tane erkek cocuklari olur: Abdurrahman, Yakup ve Ahmet Robenson kardesler.

O yillarda ulkenin durumu siyasi acidan oldukca karisiktir ve bu karisikligin icinde Abdullah Robenson ogullarini Galatasaray Lisesi'ne yazdirir. Robenson kardesler Galatasaray Lisesi'nde futbol oynamaktadirlar ve butun ulke gibi Galatsaray Lisesi ve futbol takimi da calkalanmaktadir. Sonunda Balkan Savasi ve daha sonra 1. Dunya Savasi patlak verir. Bu donemde cepheye gitmek icin gonullu olan ogrenciler ve futbolcular olur (hatta Balkan Savasi esnasinda Bulgarlar Silivri'ye kadar ilerleyince lise'den 86 ogrenci, hamama gitmek icin okuldan cikip gonullu olarak askere yazilmislar, bu hikayenin dogrulugundan o kadar emin degilim ama birkac yerde denk geldim). Neyse efendim Galatasaray futbol takimindan gonullu olarak cepheye gidenlerin sayisi gun gectikce artmaktadir ve artik cepheden ne yazik ki aci haberler de gelmeye baslamistir. Galatasaray Lisesi'nin ilk sehidi 119 Ahmet Refik (Nurullah Atac'in abisi), futbol takiminin ilk sehidi ise 848 Ali Idris olur. O aralar Galatasaray'in unlu futbolcusu Hasnun Galip'in de(Galatasaray kulup binasinin oldugu sokağa ismini veren kişi) cepheden olum haberi gelir ve hem kulup hem lise hem de futbol camiasi yasa bogulur. Bu arada Abdurrahman ve Yakup Robenson da Turk olmamalarina ragmen cepheye gitmek icin gonullu olurlar ve Abdurrahman Kafkas Cephesine, Yakup ise once Canakkale'ye oradan da Irak'a gonderilir. Her ikisi de sehit olur ve kaderin cilvesine bakin ki, Irak'a giden Yakup Robenson, Ingilizler tarafindan sehit edilir. Yasi daha kucuk oldugu icin savasa gitmeyen kucuk kardes Ahmet Robenson ise, Galatasaray futbol takiminin kalecisi olur ve daha sonra lisede beden egitimi ogretmenligi yapar. Turkiye'de izciligi kuran ve gelistiren kisi ve basketbolu Turkiye'ye getiren kisi olarak taninir. 1926 yilinda ise 1 yil sureyle Galatasaray kulubunun baskanligini yapar.

O yillarda 3 buyuklerin hepsi futbolcularini cepheye yollamislar ve bircok futbolculari sehit olmus. Sehit ve gaziler sebebiyle, 1916-1917 sezonunda Fenerbahce'nin 3 futbolcusu, Galatasaray'in 2, Besiktas'in ise 1 futbolcusu kalmis. 1915 ve 1916 yillarinda Galatasaray Lisesi sirasiyla 18 ve 4 mezun verebilmis. Fenerbahceli Arif Canakkale'den yani cepheden, Galatasaray derbisine yetismek icin at sirtinda Istanbul'a gelip macta oynayip, mactan sonra tekrar cepheye geri donmus ve sehit olmus. Besiktasli Kazim ise ayni zamanda bir sairmis, Canakkale'de sehit oldugunda ustunden kendi yazdigi su siir cikmis:

BEŞİKTAŞ MARŞI

Hayatı süsledik izharı ittihatla bugün,
Yolunda gençliğin ulvi değil miydi birleşmek.
Sebatı bayrağımız yaptık, İ'tilamız için...
Neticesiz ve boş olmaz, sebatla hiçbir emek.
Dakikalar bize bir nağbe nişad olsun,
Kulübümüzde müceddet nücumu mevc vursun
Bu kainat bize hep gıpta ediyor isar,
Biz 11 arkadaşız, lakin arkamız daha var.
Bu zevk alemi dar zannedip de aldanalım,
Vekar, hak gibi sakin, nezih ve saf olalım.
Fakat bu hal ile, kuvvet gibi cesur olalım.

Galatasaray'in eski amblemi: Gayin-Sin

Ahmet Robenson

Hasnun Galip

Fenerbahceli Arif

Monday, April 2, 2007

Ah Mazi...

Dayimdan birtakim topcularin kucukluk fotograflarinin oldugu bir e-mail geldi. Bazi fotograflarda topcularin kim olduklari yaziyor ama birkac tanesinde yazmamislar. Fotograflar asagidaki gibi.. Isimleri yazili olmayanlari dogru tahmin edenlere surpriz oduller var.