Wednesday, December 3, 2008

Başıma Gelen...

İnanır mısınız 1 yıl 11 gün boyunca uyumuşum.. Rip van Winkle gibi aynı.. O 20 yıl uyumus, ben 1 yıldan biraz fazla uyumuşum. Bir keresinde naftalin tribine girip 16 saat uyumuştum ama bu seferki neden bilmiyorum.

Uyanır uyanmaz ilk baktığım şey blogum oldu ve gerçekten bu kadar uzun süre güncellemediğim için çok üzüldüm.

Koskoca 1 yıl lan.. Arada neler oldu neler.

Neyse kaldığım yerden devam edeceğim. Geriye çok dönmem herhalde ama belki aklıma bir şey takılır onunla ilgili yazarım.

Blogumdaki yeni hayatımda, önceki serilerime devam edeyim ve yeni seriler başlatayım diyorum. Danışman ağzıyla soylemek gerekirse; önceki serilerime, fonksiyonalite kaybetmeden, devam ediyor ve geliştirmeler yapıyor olacağım.

Titre Oligarşi

Geri dönüş sinyali veriyorum ulan!!

Terminator'un de dediği gibi: I'll be back.....

Thursday, November 22, 2007

Saatlik Ucret

Bu bir duyurudur.

Herkes bilsin ki artik "saatligi 1 dolarlik Bangladesli ucuz isci" donemi geride kaldi.

Bana buna benzer yakistirmalar yapanlar umarim utanirlar, cunku canim sirketim Siemens A.S.'nin bana bictigi saatlik danismanlik ucreti tam 55 YTL!!

Bundan sonra hizmetlerimden faydalanmak isteyen herkese duyurulur.

Saygilarimla

Thursday, November 15, 2007

Silver Jubilee

25 oldum anasini satayim. Yani gavurlarin deyimiyle bu hayattaki "silver jubilee"mi tamamladim. Bundan sonrasi yokus assagi.. Hayirlisi olsun, darisi henuz 25 olmayanlarin basina.

Saturday, November 10, 2007

Mutluluk

1881-10/11/1938

Mutlu Olamamak

Basliga bakip da hemen fikir yurutenler icin oncelikle soylemeliyim: yasamakta oldugum sekilde yasadigim ve yasayabildigim icin minnettarim (her kime minnettar olmam gerekiyorsa).

Minnettarim ama soyle de bir sey var; insanlik hali -belki de benim simarikligim-, gunluk hayat icinde bu minnettar olma durumu pek sik gelmiyor aklima. Yapi itibariyle de biraz kolay sikayet eden, mutsuz olan birisi oldugum icin, benim icin mutsuz olmak mutlu olmaktan her zaman icin daha kolay olmustur. Bu sebepten dolayi "varsayilan" ruh halim icin ekseriyetle, mutsuz diyebiliriz.

Adam olmam lazim biraz.. daha da olgunlasmam lazim ama nasil olacak bilmiyorum. Belki de bu aralar soyle temizinden bir dayak istiyor olabilirim ama ne olursa olsun yine bir eksiklik ve icimde bir sikinti var. Hayirlisi olsun.

Sunday, October 28, 2007

Hipi Edebiyatci

Oncelikle is guc, hayat kavgasi, ekmek mucadelesi derken, yavrum gibi sevdigim, benim ic buhranlarimi, icimde kopan firtinalari yansitan biricik blogumdan uzun bir sure ayri kaldim. Bundan sonra canim blogumu boyle ihmal etmeyecegim. Ihmal edersem beni uyariniz, hatta beni rencide ediniz.

Is hayati iyi hos ama dusununce -kendi isini yapmiyorsan eger- birilerinin daha iyi bir yere gelmesinin senin uzerinde olumlu etki yaratmasi ihtimali icin calisiyorsun.

Bu derin tespitimin uzerine hipi bir edebiyatci olmaya karar verdim. Herkesin haberi olsun. Hipi olmak icin biraz cabalamam gerekecek cunku ne yazik ki yapi itibariyle huysuz, huzursuz, paranoyak vs. bir kisiyim ve hipilik icin onkosul olan birtakim ozelliklere sahip olmadigim bariz. Ama caba gosterecegim.

Edebiyatci olma kismina gelince o konuda calismalara basladim bile! Erken ronesans doneminin bircok basyapita ilham kaynagi omus onemli eserlerini okumaya basladim. Boccacco'nun Decameron'u olsun, efendime soyleyeyim, Geoffrey Chaucer'in Canterbury Hikayeleri olsun, Dante'nin İlahi Komedyasi olsun hepsini aldim. Bunlar biter bitmez ronesans eserlerine, ondan sonra aydinlanma cagina, sonra romantiklere, sonra da modern edebiyata gececegim. Metodik bir insan olarak, once altyapimi gelistirmem gerek diye dusundum. Kritiklere, yorumlara henuz girismeyecegim, haddimi bilecegim. Bu arada metodik olmak da hipilik icin uygun bir ozellik olmasa gerek, daha ziyade spontane olmak gerek sanki.

Yazinin basinda is hayati demisken, cuma gunu sirkette happy hourda viskileri arka arkaya cakarken patron soyle bir laf etti:

"Seckin, haftaya ofiste olmayacagim, yurtdisindayim.. donunce seninle bir konusalim" (ta obur pazartesiden bahsediyor)

Acaba ne diyecek adam.. belki de happy hourda fazla dagittim farkinda olmadan, o konuda uyaracak ya da maasima zam yapacak, belki de kovacak. Hayirlisi bakalim.

Is hayatiyla ilgili olarak, kendime Pink Floyd'dan Welcome to the Machine isimli parcayi armagan ediyorum. Boyle de asiyim, isyankarim.